EGOBİYAT – Edebiyat Durağı

YOLCULUĞUN SONU

 

            Sabahın dokuz buçuğu. Telefon çalıyor. Beklediğim bir telefonmuş gibi tereddüt ediyorum açmakta. Biran ruhuma dolan kara bulutlar nefesimi kesiyor. Açıyorum, teyzem diyor, “baban rahatsızlandı yine.” O günkü tartışmamızdan sonra benimle konuşmak istiyormuş. Dargınlık çıkarmak olmazmış! Hemen hazırlanıp çıkıyorum dışarı. Allahtan arabaya dün almıştım benzini. Arabanın yanına varınca anahtarları almadığımı fark ediyorum. Üçüncü kattan anahtarları alıp geldiğimde bu sefer el frenini indirmeden kalkmaya çalışıyorum. Kafam allak bullak. İçimde kabaran duyguları adlandırmakta zorlanıyorum. Babamı bilirim; rahatsızlandı mı kötü olur. Kalp, tansiyon, maazallah… Şu sigarayı da bırakmadı zaten.

            Hemen de anlatmış teyzeme olayı. Hoş, duymuştur ya zaten. Annem öldüğünden beri pek bir asabi oldu: Çok çabuk sinirlenir, olmayacak şeylere kızar, hatta sokakta oynayan çocuklara bile tahammül edemez.

            “Dargınlık çıkarmak olmazmış!” Sanki ben istedim tartışmayı. Hiç dinlemiyor ki beni. Sanıyor ki, her dediği doğru. Ruhumu saran kara bulutlar tekrar saldırıya geçiyor. Terliyorum. Çıkardığım montu arkaya atarken; “keşke telefonum olsaydı” diyorum şimdi, nasıl bunu itiraf etmeye cesaret edebiliyorum diye şaşarak. Bunları düşünürken, az önce dalgınlıkla kırmızıda geçtiğimi fark ediyorum. Yine neler oluyor bana? Ben böyle dalgın biri değildim. Zaman mı yıpratıyordu, yoksa olaylar mı?

            O cumartesi akşamı boşandığım eşimden açmıştı yine konuyu. Ama konunun nereye geleceği belliydi zaten. Aniden frene asılıyorum önüme atlayan yayaya çarpmamak için. Ben mi dikkatsizim diğerleri mi, anlamadım! Babam her zamanki gibi beni suçlayarak nutuk çekmeye başlamıştı. Bu kadarla kalsa sorun değildi elbette. Ama öbürüyle evlenmedim diye de üzerime bu kadar da gelinmez ki! Üstelik kadın daha önce evlenmiş. Artık saydı, döktü ne varsa… Ne onda sabır kalmıştı, ne de bende. Atıştık bir süre karşılıklı. Tamam, yapmamalıydım ama benim de sabrımın bir sonu var. Bazen düşünüyorum da hayat mı acımasız yoksa insanlar mı?

            Beynim bambaşka yerlerde dolaşırken; arabamla ben bazen sağa, bazen sola dönüyor, bazen üstgeçitten çıkıp, ışıklardan geçiyoruz. Ezbere gittiğimi fark ediyorum. Sanki beynim programlanmış ve o program dâhilinde ilerliyor.

            “Dargınlık çıkarmak olmazmış!” Şimdi düşünüyorum da babama karşı çok haksızlık yapmışım. Ona o lafları söylememeliydim. Haksız da olsa, yanlış da olsa o kadar ileri gitmemeliydim. Midem yanmaya başladı yine. Yanımda çiğneme tableti de yok, hay aksi! En nihayetinde o benim babam. Hem; hem teyzeme ne oluyordu ki hemen müdahil oluyor olaya?

            “Dargınlık çıkarmak olmazmış!” Ben babamla dargın olabilir miyim hiç? Doğduğumdan beri az mı emeği geçti üzerimde. İyi günümde de, kötü günümde de hep yanımdaydı. Ama şimdi ben onun yanında mıyım? Hayat bu, diyoruz ya; gerçekten böyle mi olmalıydı?

            O anda önümdeki araç yavaşlayınca sert bir şekilde çarpıverdim. İlk şoku atlatınca, ışığa yakalanan aracın yavaşladığını ve benim de bunu fark edemeyip arkadan çarptığımı anladım. Bana bir şey olmamıştı ama arabanın ön kısmı fena durumda olmalıydı. Hemen çıkıp çarptığım aracın arkasına baktım. Şükür ki bu bir jipti ve geniş çelik tamponu sayesinde, tampondaki çizikler dışında bir şey yoktu. Adam anlayışlı biriymiş de birkaç bilgi vererek daha sonra halletmek üzere anlaştık. Tabii benim arabanın ön tarafı bir hayli hasarlıydı. Ancak kaybedecek zamanım olmadığı için arabaya atladığım gibi düştüm yola. Kaza benim suçumdu. Bunu kabul ediyorum. Aslında yola çıktığımdan beri dalgınlığım sinyal verip duruyordu. Ama anlayamamışım işte. Neyse ki ucuz atlattım. Bundan sonra kalan az yolumu dikkatimi toplayarak gitmeye karar verdim. Ve de babamın yanına gidip; özür dilemeye, hatalı davrandığımı söylemeye karar verdim. Apartmanın önünde her zaman park ettiğim yere arabayı bırakıp, binaya dalarken, 10 dakika kadar önce babamın bizi yapayalnız bıraktığını bilmiyordum. Tıpkı annem gibi…

 

22 Şubat 2009

 

13 Mayıs 2009 - Posted by | Kategorisiz

1 Yorum »

  1. hüzünlüydü…

    paylaşım için teşekkürler…

    Yorum tarafından Miyaser GÜLŞEN | 23 Eylül 2009


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.